Girne’de gemi faciası! Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sorumlulardan hesap sorulacak

30 Ağustos Zafer Bayramı Özel Programı'nda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, KKTC’nin Girne kenti açıklarında meydana gelen gemi faciasına ilişkin, "İhmali olan varsa sorumlulardan hesap sorulması için gerekli adımların atılmasını sağlayacağız. Milletimizin her bir ferdinin 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı tekrar tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 30 Ağustos Zafer Bayramı Özel programında açıklamalarda bulundu.

GİRNE'DE GEMİ FACİASI: SORUMLULARDAN HESAP SORULACAK

Sözlerinin başında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kenti açıklarında meydana gelen gemi faciasına değinen Erdoğan, "Bugün maalesef Girne'den hepimizi derinden üzen bir kaza haberi aldık. Sözlerimin hemen başında Girne açıklarında yaşanan feribot kazasında vefat eden kardeşlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine sabır diliyor, sağ olarak kurtulan kardeşlerimize ise geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Kazanın nedenlerinin tespiti ve ihmali olan varsa sorumlulardan hesap sorulması için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet makamlarıyla iş birliği içinde gerekli adımların atılmasını sağlayacağız. Rabbim milletimizi ve Kıbrıs Türk'ü kardeşlerimizi her türlü kazadan, beladan muhafaza eylesin diyorum" dedi. 

"30 AĞUSTOS GÜNÜ MİLLETİMİZ KENDİSİNE KEFEN BİÇENLERİN HEVESLERİNİ KURSAKLARINDA BIRAKMIŞ, CUMHURİYETİMİZİN KURULUŞUNA GİDEN YOLU AÇMIŞTIR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şu şekilde devam etti: "Kıymetli misafirler, sizlerle birlikte milletimizin her bir ferdinin 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı bir kez daha tebrik ediyorum. Bu anlamlı günde sizlerin huzurunda 104 sene önce milletimizi büyük zaferle buluşturan kahraman ordumuzun başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve silah arkadaşlarını, milli mücadelede toprağa düşenler başta olmak üzere vatanımız için, bayrağımız ve bağımsızlığımız için canlarını feda etmiş tüm şehitlerimizi bugün bir kere daha rahmetle minnetle yad ediyorum.

İstiklal Marşı şairimiz merhum Mehmet Akif'in "Hakk'ın bu veli kulları taş türbeye girmez; Gufrâna bürünmüş, yalnız Fâtiha bekler" dediği cümle şühedanın ruhlarına hep beraber Fatiha'larımızı dualarımızı gönderiyor, Cenab-ı Allah mekanlarını cennet, makamlarını ali eylesin diyoruz.

Türk milletinin İstiklal mücadelesinin en kritik safhalarından biri olan büyük taarruz, milli mücadelenin son ve belirleyici aşamasıdır. 26 Ağustos 1922 sabahı Afyon Kocatepe'den başlatılan taarruz, Gazi Mustafa Kemal'in komutasında yürütülen ve dört gün süren göğüs göğüse çarpışmaların ardından Dumlupınar'da kesin bir zaferle sonuçlanmıştır. 30 Ağustos günü milletimiz kendisine kefen biçenlerin heveslerini kursaklarında bırakmış, Cumhuriyetimizin kuruluşuna giden yolu açmıştır.

"BÜTÜN DEVLETLERİMİZ GİBİ SON DEVLETİMİZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ'Nİ DE BİRİLERİNİN LÜTFUYLA DEĞİL, HER EVDEN BİR YİĞİDİ TOPRAĞA VEREREK KURDUK"

Milletimiz türlü yokluk ve imkansızlığa rağmen kazandığı bu zaferle 1071 Malazgirt zaferinden beri kendisine vatan kılınan toprakların Türk yurdu ve İslam toprağı olduğunu tüm dünyaya bir kez daha ilan etmiştir. Gazi Mustafa Kemal 30 Ağustos'un ne manaya geldiğini büyük zaferin ikinci yılında Dumlupınar'da şehit sancaktar Mehmetçik anıtının temelini atarken yaptığı konuşmada bakınız nasıl anlatıyor: Hiç şüphe etmemelidir ki yeni Türk devletinin, Türk Cumhuriyeti'nin temeli burada sağlamlaştırılmış oldu. Sonsuz hayatı burada taçlandırıldı. Bu sahada akan Türk kanları bu semada pervaz eden şehit ruhları devletimizin ve cumhuriyetimizin ebedi muhafızlarıdır. Burada temelini attığımız şehit asker abidesi işte o ruhları o ruhlarla beraber gazi arkadaşlarını özverili ve kahraman Türk milletini temsil edecektir. Bu abide Türk vatanına göz dikeceklere Türk milletinin 30 Ağustos günündeki ateşini, süngüsünü, saldırısını, gücü ve iradesindeki şiddeti hatırlatacaktır.

Evet, sadece Dumlupınar'daki şehit asker abidesi değil, asırlardır bu topraklarda ödediğimiz ve hasımlarımıza ödettiğimiz bedeller milletimizin istiklali söz konusu olduğunda neleri göze aldığının canlı birer şahididir.

1071'de Malazgirt'te başlayıp 1922'de Dumlupınar'da devam eden zaferler silsilemize baktığımızda şunu görüyoruz. Biz tarihiyle büyük, zaferleriyle büyük, mücadelesiyle büyük bir milletiz. Geçmişteki bütün devletlerimiz gibi son devletimiz Türkiye Cumhuriyeti'ni de birilerinin lütfuyla değil, her evden bir yiğidi toprağa vererek kurduk. İstiklalimizi öyle büyük güçlerin, emperyalist güçlerin yardımıyla değil, yüzyıllardır kınalı kuzularını ya şehit ol ya gazi diyerek dualarla cepheye uğurlayan analarımızın fedakarlığıyla kazandık.

"BİZİ TANIMAK İSTEYENLER…"

Başkalarına bel bağlayarak değil, kendi bileğimizin gücüne inanarak, birbirimize dayanarak, gerektiğinde aynı siperlerde aynı hilal uğruna can vererek bu topraklarda var olduk, bin yıldır böyle ayakta kaldık. Şu değişmez hakikatin altını bugün bir kez daha çiziyorum: Bizi tanımak isteyenler Malazgirt'e, Çanakkale'ye baksın. Bu milletin fıtratını anlamak isteyenler büyük zafere baksın.

Bu ülkenin hangi şartlar altında kurulduğunu öğrenmek isteyenler milli mücadeleye baksın. Bu milletin seciyesini görmek isteyenler Nene Hatunlara, Kara Fatmalara, Şerife Bacılara, Şahin Beylere, Sütçü İmamlara baksın. 15 Temmuz gecesi ölüm kusan silahlara meydan okuyan serden geçtilere baksın. 15 Temmuz'dan 40 gün sonra yaptığımız Fırat Kalkanı harekatına baksın. Türkiye'yi tahrik etmeye çalışanlar ham hayallere kapılmadan önce açıp kendi geçmişlerini de görecekleri bir tarih kitabı okusun.

Şunu herkes iyi bilsin, iyi anlasın ki ecdadımızın heybeti marufu cihandır. Fıtrat değişir sanma bu kan yine o kandır. Burada şu gerçeği de özellikle hatırlatmak istiyorum; sınırlar ülkeleri fiziken ayırabilir ama kalpleri, insanları ayıramaz. Bilhassa asırlardır aynı kıbleye yönelen, aynı mukaddes kitaba inanan, aynı Peygambere gönül düşüren kardeşler arasına asla hudut çizilemez. Türkiye olarak komşularımızdan başlayarak gönül ve kültür coğrafyamızla işbirliklerimizi her alanda güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.

"YENİ DÖNEMİN KAPILARI ARALANDI"

Madem bölgemiz zor olduğu kadar tarihi bir süreçten geçiyor, bizim de milletçe buna uygun hareket etmemiz gerekiyor. Hatırlarsanız bundan iki yıl önce yine bu kürsüden milletimize iç cepheyi tahkim etme çağrısı yapmıştık. Hamdolsun bu çağrımız hem siyasette hem de milletimiz nezdinde karşılık buldu. Cumhur İttifakı ortağımız Sayın Devlet Bahçeli'nin de çok kıymetli katkılarıyla ülkemizde yeni bir dönemin kapıları aralandı. Ülkemizin yaklaşık yarım asrına mal olan terör meselesini kalıcı biçimde çözme yolunda kayda değer mesafe aldık. Terörsüz bölge hedefimizde de daha geniş bir vizyon ortaya koyduk. Şimdi bu vizyonun adım adım hayata geçmekte olduğunu görüyoruz.

Geçtiğimiz günlerde Suriye'de olduğu gibi terör defterleri kapandıkça umutlar büyüyecek, coğrafyamızda farklı bir rüzgar esmeye başlayacak. Nasıl 10-15 sene önce söylediklerimiz Cenab-ı Allah'ın yardımıyla bugün tek tek gerçeğe dönüşüyorsa, bugün söylediklerimizin de çok uzak olmayan bir vakitte gerçekleştiğine inşallah hep beraber şahitlik edeceğiz. Gerek millet, gerekse bölgedeki kardeş halklar olarak büyük sıkıntıların ardından tarihe yeni bir altın sayfa yazma fırsatı yakalamış durumdayız. Allah'ın izniyle bu fırsatın kaçmasına müsaade etmeyeceğiz.

Bunun için en büyük ihtiyacımız birliktir, beraberliktir. Siyasi görüşümüz, kökenimiz farklı olsa dahi tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet şiarımız etrafında kenetlenmektir. İhtiyacımız olan Büyük Türkiye mütabakatıdır. Ben milletimizin tarihin bizi çağırdığı ufuklara doğru gür bir ırmak misali önüne çıkan bentleri yıkarak akacağına yürekten inanıyorum. Rabbim yolumuzu bahtımıza açık etsin diyorum.

Bu duygularla bir kez daha otuz Ağustos Zafer Bayramınızı tebrik ediyorum. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla."

Kaynak: Haberler.com

  • Related Posts

    Beşiktaş’ta bir ayrılık daha: Al Musrati

    Beşiktaş, Libyalı orta saha oyuncusu Al Musrati ile sözleşmeyi karşılıklı anlaşarak feshetti. Kulüp, ayrılığı resmi bir açıklama ile duyurdu. Oyuncu Beşiktaş formasıyla 38 maçta görev yaptı.

    Kardeşinin düğününe katılmayan Burak Özçivit eleştiriler üzerine fena patladı: Bizi rahat bırakın

    Burak Özçivit, kız kardeşinin düğününe katılamadığı için kendisine yöneltilen eleştirilere sosyal medyadan yanıt verdi. Yoğun set takvimi nedeniyle törende yer alamayan ünlü oyuncu, iddialara sitem dolu bir açıklama ile karşılık verdi.

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir