Kabine, Ahlat’ta toplandı! Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Netanyahu’ya sert uyarı

Bitlis'in Ahlat ilçesinde gerçekleştirilen Kabine toplantısının ardından konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail Başbakanı Netanyahu'yu isim vermeden yüklendi. İsrail'de seçim dönemi yaklaştıkça Türkiye ve kendisini hedef alan açıklamalara sert tepki gösteren Erdoğan, "Siyasi olarak can çekişen kendini bilmez kifayetsizlerin bizim üzerimizden prim devşirmesine fırsat vermeyeceğiz. Türkiye, küresel güç odakları tarafından şımartılmış, hafızası olmayan nevzuhur bir devlet değildir." dedi.

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Bitlis'in Ahlat ilçesinde toplandı. Ahlat Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantı, saat 17.10'da başladı. Toplantı saat 19.00'da sona erdi.

Toplantının ardından kameralar karşısına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Terörsüz Türkiye sürecinin yanı sıra, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Türkiye'yi hedef alan hadsiz paylaşımlarına geniş yer ayırdı. 

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde:

"Anadolu'nun kapılarını açtığımız şanlı zaferin 955. sene-i devriyesinde aziz şehitlerimizin manevi huzurunda bulunmanın heyecanı içindeyiz. Sözlerimin hemen başında, şu anda üzerinde bulunduğumuz topraklarda din için, devlet için, vatan için, İlây-ı kelimetullah davası için şehadetle ve gazilikle şereflenen büyüklerimizi rahmetle yâd ediyorum. Malazgirt mücahitlerinin izinden giderek ilk fetihlerden İstiklal Harbi'mize, terörle mücadeleden 15 Temmuz direnişine kadar Türkiye'yi canından aziz bilen, cümle serden geçtilerle kanıyla ve canıyla milletimizi bugünlere getiren cümle kahramanlarımıza Rabbimden rahmet niyaz ediyorum.

Sultan Alparslan'la birlikte Malazgirt'te destan yazdıktan sonra kılıçlarını Doğu Akdeniz'in, Ege'nin ve Karadeniz'in serin sularında soğutan o büyük komutanın emirlerini, beylerini, alplerini aynı şekilde şükranla anıyorum. Daha önceki yıllarda olduğu gibi bu sene de şahsımızı, kabinemizi ve heyetimizi muhabbetle bağrına basan Ahlat halkına teşekkür ediyorum. Türkiye'nin dört bir yanından gençlerimizi bu tarih okyanusunda bir araya getiren Okçular Vakfımızı aynı şekilde gönülden tebrik ediyorum.

Osmanlı padişahlarının ata şehri olarak ziyaret ettiği Ahlat'ın tarihimizdeki yeri ve önemi anlaşıldıkça milletimizin Ahlat ve Malazgirt'e yönelik ilgisi de katlanarak artıyor. Biz de Ahlat'ı hak ettiği konuma getirmek için her türlü yatırımı yapıyor, Ahlat'ın ihtiyaçlarını bizzat takip ediyoruz. Sadece Malazgirt Zaferi kutlamalarımız değil, Kabine toplantılarımız da artık geleneksel hâle geldi. Cumhurbaşkanı Kabinesi olarak üçüncü kez bugün Ahlat'ta toplandık. Toplantımızda dış politika, ticaret, güvenlik ve Terörsüz Türkiye sürecimiz başta olmak üzere ülkemizi ilgilendiren kritik başlıkları istişare ettik.

"HEDEFLERİMİZE BAĞLI KALMAYI SÜRDÜRÜYORUZ"

Burada öncelikle bir hususun altını çizmek istiyorum. Hükümet olarak çevremizde yaşanan çatışmalara rağmen Türkiye'yi kalkınma ve refah rotasında tutmak için yoğun çaba harcıyoruz. Bölgemizdeki krizler ekonomik açıdan tüm dünya gibi bizi de etkiliyor olsa da istihdamdan ihracata, tarımdan turizme birçok alanda hedeflerimize bağlı kalmayı sürdürüyoruz.

Şunu vatandaşlarımın bilmesini arzu ediyorum. Adeta bir kriz fırtınası yaşadığımız bu sancılı dönemi popülizme tevessül etmeden, milletin ve ülkenin kaynaklarını büyük bir özenle koruyarak dinamik bir süreçte başarıyla yönetmenin çabasındayız. Ekonomide çarkların dönmesi, insanımızın işini ve aşını muhafaza etmesi, emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların etkilerinin asgari düzeyde tutulması, savunma sanayi ve uluslararası yatırımlar başta olmak üzere ortaya çıkan fırsatların değerlendirilmesi önceliğimiz olmaya devam etmektedir. İran-Amerika geriliminin küresel ekonomide yol açtığı şok dalgası zamanla tesirini yitirdikçe inşallah bunun sokağa, çarşıya, pazara, günlük yaşama yansımalarını çok daha net görme imkânı bulacağız.

"TÜRKİYE GÜVENDEDİR"

İstikameti bellidir ve eninde sonunda menziline ulaşacaktır. Uzun yolculukta ülkemizin en büyük şansı, tecrübeli, liyakatli, uyum ve adanmışlık içinde çalışan kadroların görev başında olmasıdır. Türkiye güvendedir. 86 milyonun emaneti ehil ellerde güven içindedir. Bu kutsal emanete hiçbir surette gölge düşürmeyeceğiz. Yavaşlamadan, rehavete kapılmadan, tedbiri, disiplini elden bırakmadan hep beraber hedeflerimize doğru ilerleyeceğiz.

Değerli misafirler, aziz vatandaşlarım, önceki hafta Gazi Meclisimiz tarihi bir mutabakat örneği sergileyerek 467 evet oyuyla Türkiye için hayati önemdeki bir yasayı kabul etti. Millî dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine dair kanuna destek veren tüm milletvekillerimize bugün bir kez daha ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

TÜRK SİYASETİNDE DÖNÜM NOKTASI

Türk siyasetinde bir dönüm noktası olan bu büyük uzlaşıyla Terörsüz Türkiye sürecimiz güven tazelemiş, çok ciddi güç kazanmıştır. Milletimiz vekilleri aracılığıyla çözüm iradesini çok net ortaya koymuştur. Farklı toplum kesimlerini temsil eden siyasi partilerin ülkemizin geleceğine dair bir meselede aynı paydada buluşması her türlü takdirin üzerindedir.

Bu mutabakat aynı zamanda demokrasimizi güçlendirecek, sivil siyasetin kapasitesini artıracak, Türkiye'yi vesayet dönemi tortularından kurtaracak yeni adımların cesaretle atılmasına zemin hazırlamıştır. Şu bir gerçek ki Türkiye'nin hiçbir sorunu çözümsüz değildir. Günlük siyasi hesaplar yerine ülkeyi ve milleti merkeze alan bir anlayışla hareket edildiğinde Türk demokrasisi her türlü düğümü çözecek kapasite ve olgunluğa ziyadesiyle sahiptir.

"GELECEK NESİLLERE TERÖRSÜZ ÜLKE VE BÖLGE BIRAKMAKTA KARARLIYIZ"

Şu noktaya da dikkatlerinizi çekmek durumundayım. Son iki yılda birçok kritik eşiği suhuletle aşmakla birlikte önümüzde hâlen dikkatle yürünmesi ve yürütülmesi gereken bir yol bulunuyor. Herkesin bu süreçte çok daha özenli bir dil kullanması, yük olmak yerine yük almaya odaklanması, milletimizin hassasiyetlerini kaçıracak fevri söylem ve eylemlerden uzak durması büyük önem arz ediyor.

Siyaset her gün yapılır ama Türkiye'yi yarım asırlık bir sıkıntıdan kurtarma çabasına gölge düşürmenin bahanesi olmaz. Aynı durum medya kuruluşlarımız ve gazetecilerimiz için de geçerlidir. Sırf daha fazla görüntülenmek, daha fazla reyting ve etkileşim almak uğruna böyle hayati bir meseleyi enfekte etmeye kimsenin hakkı yoktur. Çünkü bu iktidar ve ittifak olarak sadece bizim meselemiz değildir. Bu mesele bir devlet meselesidir. 86 milyonun ortak meselesidir. Milletimiz de artık bu meselenin kalıcı biçimde çözülmesini istemektedir. Biz de bu sorunu çözmekte, gelecek nesillere terörsüz bir ülke ve bölge bırakmakta son derece kararlıyız.

Bugün bir kez daha hangi siyasi görüşte olursa olsun herkesi çözümün bir parçası olmaya çağırıyorum. Gelin Türkiye'yi terörden kurtararak şehitlerimize ve gazilerimize olan şükran borcumuzu layıkıyla ödeyelim. Gelin sizler de bir ucundan tutun ve bu ağırlığı Türkiye'mizin üstünden hep beraber kaldıralım. Gelin tarih boyunca diz kırıp aynı sofraya oturmuş, aynı türküyü beraberce söylemiş, vatanı savunmak için aynı cephede şehit düşmüş insanlarımızın kardeşliğini daha da güçlendirelim. Bu samimi çağrımız önce milletin, önce memleketin anlayışına sahip herkesindir. Türkiye artık bedel ödemesin diyen gencecik fidanlarımızı gözyaşlarıyla toprağa vermeyelim. Anaların ipekten yüreği yeni acılarla kavrulmasın diyen herkesi sürece omuz vermeye, sürece destek olmaya davet ediyorum.

"SÜRECİ DİNAMİTLEME GİRİŞİMİNDE OLANLAR TARİH KARŞISINDA MESUL OLACAKTIR"

Bölgedeki sivil toplum kuruluşları kanaat önderlerinin daha fazla katkı vermesini bekliyorum. Şunu hatırlatmak isterim ki, bir miladı yaşamakta olduğumuz bu günlerde sürece katkı sunan herkes tarihin yeniden inşasında rol sahibi olacaktır. Aynı şekilde süreci zora sokan, süreci dinamitleyen, tahrik eden, sürecin karşısında yer alan her türlü girişim de tarih karşısında mesul olacaktır. Sorumluluk mevkiinde olanların, bilhassa günübirlik hesaplarla siyaset yapan kimi partilerin, Meclis'te 467 kabul oyuyla tecessüm eden iradeyi iyi okumalarını, oradan gerekli mesajı çıkartmalarını temenni ediyorum.

Kıymetli misafirler, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonumuzun yanı sıra ülkemizin bölgesel barışı ve istikrarı önceleyen aktif dış politikasının istikrarsızlıktan ve kaostan nemalanan malum çevreleri rahatsız ettiği görülüyor. Türkiye, kendi vatandaşlarıyla birlikte hiçbir ayrım yapmadan bölgesindeki herkes için barış, herkes için kalkınma istedikçe cinayet şebekelerinin kan ve çatışma üzerine kurulu planları bozuluyor. Son dönemde Cumhurbaşkanı olarak şahsımızı ve Türkiye'yi hedef alan kirli kampanyaları, bütünüyle bozulan bu planların yol açtığı hırçınlığın ve çaresizliğin birer tezahürü olarak değerlendiriyoruz.

Şunu bir defa burada açık açık söylemek isterim. Siyasi olarak can çekişen, kendini bilmez, sefihatsizlerin bizim üzerimizden dilini devşirmesine fırsat vermeyeceğiz. Biz kime, neyi, nerede ve nasıl söyleyeceğimizi gayet iyi biliriz. Her zaman altını çiziyorum. Biz bakkal dükkânı değil, dünyanın en büyük ülkelerinden birini, Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetiyoruz. Biz 86 milyon vatandaşımızın emanetiyle birlikte dünyanın dört bir yanındaki yüz milyonlarca mazlumun da umudunu, mesuliyetini taşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti öyle birilerinin lütfuyla kurulmuş, küresel güç odakları tarafından şımartılmış, hafızası olmayan nevzuhur bir devlet değildir.

"BİZ TARİHTE GÖNÜLLER FETHETMEKLE BİLİNEN BÜYÜK BİR DEVLETİZ"

Sanat tarihine, siyaset ve idare tarihine kattıklarımızla da büyük bir devletiz. Biz tarihinde gönüller fethetmekle, mazlumların çağrısına kulak vermekle, Musevi, Hristiyan, Müslüman fark etmeksizin ihtiyaç sahiplerinin imdadına koşmakla bilinen büyük bir devletiz. Türkiye Cumhuriyeti küçük hesaplar, küçük kurnazlıklar karşısında boyun eğecek, bunlara prim verecek sıradan bir devlet asla değildir. Onurlu, gururlu, tarihiyle ve ecdadıyla şerefli bir devletin nasıl davranması gerekiyorsa işte biz de iç siyasette ve dış politikada öyle davranıyoruz. Kimin ne yapmaya çalıştığının tabii ki farkındayız. Bölgemizde ilgili hangi kanlı senaryoların yazılmaya çalışıldığını görüyoruz. Allah'ın izniyle bunların hayata geçirilmesine müsaade etmeyeceğiz. Herkes emin olsun, rahat olsun. Türkiye Cumhuriyeti ne ilkelerinden ne de ulusal çıkarlarından taviz verir. Biz bize güvenen hiçbir dostumuzu, kardeşimizi yarı yolda bırakmayız. Birileri istemiyor, birileri endişe duyuyor, birilerinin planları bozuluyor diye bölgemizde barışın tesisi için mücadele etmekten geri duracak değiliz. Biz elinde masumların kanı olan cinayet şebekeleri rahatsız oluyor diye komşularımızın toparlanmasına destek olmaktan vazgeçecek de değiliz. Bu ülkenin dış politikasını sadece ve sadece Türk milleti belirler. Milletten başka hiçbir aktör Türkiye'ye ve Türk dış politikasına rota ve sınır çizemez.

"TÜRKİYE OLARAK BARIŞTAN VE HUZURDAN ÖTE HİÇBİR AMACIMIZ YOK"

Şu gerçeği bugün bir kez daha ifade etmek istiyorum. Türkiye olarak bizim bölgemizin tamamında barıştan, adaletten, istikrar ve huzurdan öte hiçbir amacımız, hedefimiz, gayemiz yok. Birilerinin iddia ettiği gibi gizli bir ajandamız, gizli bir niyetimiz de yok. Bizim amacımız etrafımızda sulh ikliminin egemen olmasıdır. Bizim gayemiz bizim bölgemizin her karışında adalet, güvenlik ve refahın tesis edilmesidir. Coğrafyamız şu anda su gibi, hava gibi barışa ihtiyaç duyuyor. Buna kavuşacağı günlerin hasretini çekiyor. Biz de Türkiye Cumhuriyeti olarak Suriye'den Irak'a, Lübnan'dan Filistin'e, Körfez'den Afrika'ya, Balkanlar'dan Kafkasya'ya kadar gönül ve kültür coğrafyamızın tamamında tarih bizi birbirimize kardeş eyledi diyor. Bu ebedi kardeşliği yüceltmenin mücadelesini veriyoruz. İnşallah bu mücadeleyi zaferle taçlandırana dek elimizin ulaştığı her yerde canla başla çalışmaya devam edeceğiz. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Bu düşüncelerle kabine sonrası hitabımızı katılımlarıyla şereflendiren şehit ailelerimize ve siz kıymetli misafirlerimize teşekkürlerimi iletiyorum.

Ayrıntılar geliyor…

Kaynak: Haberler.com

  • Related Posts

    İmamoğlu ile ilgili “Doğuş Holding’ iddiası: Seçimler yaklaşıyor, parayı gayri resmi alın

    Ekrem İmamoğlu davasında tahliye edilen sanık Ertan Yıldız, mahkemede önemli bir iddiada bulundu. Yıldız, İmamoğlu’nun Doğuş Holding’den istenen 10 milyon doların bir kısmının nakit ve gayri resmi alınmasını istediğini öne sürdü. İddia, Silivri’deki duruşmada dile getirildi.

    Deodorant kutusu bomba gibi patladı, evde yangın çıktı: 3 kişi yaralandı

    İstanbul Küçükçekmece’de bir çocuğun elindeki deodorant kutusunun patlaması sonucu evde yangın çıktı. Yangında 2’si çocuk toplam 3 kişi yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir